Sürekli ulaşılabilir olmak zihni yoruyor, ilişkileri zedeliyor

Cumhuriyet'in haberine göre anlık mesajlaşma, iletişimi yapay bir aciliyete dönüştürüyor. Bu durum kronik stres, odak kaybı ve zayıflayan yakın ilişkiler olarak yansıyor.
Cumhuriyet'in haberine göre iletişim tarih boyunca eş zamanlı olmayan bir yapıdaydı. Mektupların günlerce yol aldığı, e-postaların ise karşı tarafın uygun olduğu bir anda okunduğu aktarıldı. Akıllı telefonlar ve anlık mesajlaşma uygulamaları yaygınlaşınca tüm iletişim biçimlerinin yapay bir acil durum görünümü kazandığı belirtildi.
Haberde, sıradan bir mesajın bile karşı taraftan saniyeler içinde yanıt beklenen bir isteğe dönüştüğü ifade edildi. Mesaj görüldüğü halde cevap gelmediğinde gönderen kişide reddedilme, önemsenmeme ya da kaygı hissinin tetiklenebildiği kaydedildi.
Sürekli ulaşılabilir olma baskısının, sinir sistemini olumsuz bir habere karşı hazırda tutan kronik bir mikro-stres yarattığı aktarıldı. Telefon sessizde olsa bile titreşim beklentisinin beyindeki korku ve tehdit merkezini düşük yoğunlukta aktif tuttuğu belirtildi. Bu durumun derinlemesine odaklanma kapasitesini azalttığı, kesintiye uğrayan zihnin gün sonunda tükenmişlik hissi yaşadığı ifade edildi.
Haberde ayrıca, telefonların masada ya da sevdiklerle geçirilen zamanda elden düşmemesinin kişiyi fiziksel olarak orada, zihnen ise başka yerde kıldığı vurgulandı. Konuşma sırasında bakışların bildirimlere kaymasının güven ve samimiyet bağlarını zayıflattığı, yüzeysel ve kırılgan ilişkilerin çoğalmasına yol açtığı aktarıldı.
Uzmanların bu duruma karşı bireysel sınırlar koymayı önerdiği bildirildi. Önerilenler arasında belirli saatleri ulaşılamaz bırakmak, bildirimleri gün içinde belirli aralıklarla toplu kontrol etmek ve yakın çevreye her mesaja anında dönemeyeceğini açıkça söylemek yer aldı.
Kaynak: Cumhuriyet


