İçeriğe geç
Dijital

Konuşulan Türkçe ile yazılan Türkçe arasındaki uçurum tartışmaya açıldı

Fav Haber ·

Konuşulan Türkçe ile yazılan Türkçe arasındaki uçurum tartışmaya açıldı

Medyascope'ta yayımlanan yazıda Metin Acıpayam, konuşma dili ile yazı dili arasındaki mesafeyi eğitim, yazma becerisi ve sade anlatım açısından ele alıyor.

Medyascope'ta yayımlanan yazısında Metin Acıpayam, insanların rahatça konuştuğu hâlde yazıya geçince zorlanmasının yalnızca dille ilgili olmadığını savunuyor. Yazara göre bu mesafe eğitimle, kültürle ve toplumsal eşitsizliklerle de bağlantılı.

Acıpayam, konuşma ile yazı dilinin birebir aynı olmasının beklenemeyeceğini belirtiyor. Konuşmada ses tonu, jest ve ortak yaşantı anlamı tamamlarken yazıda düşüncenin tek başına anlaşılır olması gerektiğini aktarıyor. Yazara göre asıl sorun, yazının bazı kişiler için kendini ifade etme imkânı olmaktan çıkıp aşılması gereken bir engele dönüşmesi.

Yazıda konunun tarihsel arka planına da değiniliyor. Osmanlı döneminde edebiyat ve bürokraside kullanılan yazı dilinin halkın gündelik konuşmasından ayrıldığı, Tanzimat'la birlikte sadeleşme tartışmalarının yoğunlaştığı anlatılıyor. Şinasi'nin 1860'ta yayımlanmaya başlayan Tercümân-ı Ahvâl'i ile Türk Dil Kurumu'nun 1932'de kurulması bu sürecin örnekleri arasında sayılıyor.

Acıpayam, dilin sadeleşmesinin yalnızca sözcüklerin değiştirilmesiyle sağlanamayacağını, insanlara düşüncelerini yazıya dökmeyi öğretmenin de gerektiğini vurguluyor. Türkçe derslerinde dil bilgisi kurallarının öğretildiğini, ancak öğrencilerin kendi düşüncelerini yazdığı çalışmaların yeterli olup olmadığının sorgulanması gerektiğini söylüyor.

Yazara göre yazma becerisi yalnızca Türkçe veya edebiyat öğretmenlerinin sorumluluğunda değil; mühendisten esnafa herkesin toplumsal hayata katılmak için ihtiyaç duyduğu bir araç. Acıpayam ayrıca, karmaşık cümle kurmanın bilgili görünmek anlamına geldiği yönündeki alışkanlığı da eleştiriyor.

Kaynak: Medyascope

Diğer Dijital haberleri

Tümü →
Son dakika Telegram'da