Kural belirsizliği yatırımı, üretimi ve refahın dağılımını nasıl etkiliyor

Medya Günlüğü'ndeki yazıda, kuralların keyfî uygulandığı ekonomilerde yatırımların ertelendiği ve maliyetin toplumda eşit dağılmadığı savunuldu. Yazıda Türkiye'nin uluslararası endeks sıralamaları da değerlendirildi.
Medya Günlüğü'nde yayımlanan yazıya göre, kuralların keyfî biçimde esnetildiği bir ekonomide bedel çoğu zaman manşetlere yansımıyor. Yazıda bu bedelin yapılmayan yatırımlarda, ertelenen üretim kararlarında, yurt dışına çıkan sermayede ve nitelikli insanların ülke dışında gelecek aramasında biriktiği belirtildi. Ekonomi bu koşullarda büyümeye devam edebilse de büyümenin niteliği ve refahın dağılımı daha önemli hale geliyor.
Yazıda piyasanın kaynakları etkin dağıtabilmesinin mülkiyet haklarının korunması, sözleşmelerin uygulanması, rekabetin işlemesi, paraya duyulan güven ve kamu otoritesinin öngörülebilir davranması gibi kurumsal koşullara bağlı olduğu ifade edildi. Bu koşullar zayıfladığında girişimcilerin belirsizliğin maliyetini de hesaba kattığı, bazı yatırımların ertelendiği, küçültüldüğü ya da hiç yapılmadığı kaydedildi.
Türkiye'nin göstergelerdeki konumuna da değinilen yazıda, Dünya Adalet Projesi'nin 2025 Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde ülkenin 143 ülke arasında 118'inci sırada yer aldığı aktarıldı. Türkiye hükümet yetkilerinin sınırlandırılması başlığında 136'ncı, temel haklar alanında 134'üncü sırada bulundu. Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi'nde ise ülkenin 100 üzerinden 31 puanla 182 ülke arasında 124'üncü sırada olduğu belirtildi. Yazıda, bu endekslerin tek başına bütün kurumsal yapıyı açıklamadığı, ancak ekonomik karar ortamı için işaret sunduğu vurgulandı.
Enflasyonun maliyetinin de eşit dağılmadığı, büyük şirketlerin maliyet artışını fiyatlara daha kolay yansıtabildiği, sabit ücretliler ile küçük işletmelerin ise daha kırılgan olduğu savunuldu. Para değerindeki istikrarsızlık uzadıkça ekonomik kararların vadesinin kısaldığı, üretim ve yatırım yerine varlıkları koruma kaygısının öne çıkabildiği kaydedildi.
Dış ticaret verilerine de yer verilen yazıda, 2025 yılında ihracatın yaklaşık 273 milyar dolar, ithalatın 365 milyar dolar olduğu, dış ticaret açığının ise 92 milyar dolara ulaştığı aktarıldı. İthalatın yaklaşık yüzde 69'unu ara mallarının oluşturduğu belirtilen yazıda, yüksek katma değerli üretim kapasitesinin geliştirilmesi ve kritik girdilerde dışa bağımlılığın azaltılmasının uzun vadeli sanayi politikasının temel konuları arasında yer aldığı ifade edildi.
Kaynak: Medya Günlüğü


